29 Nisan 2011 Cuma

Spor için en uygun saat hangisi?

Spora başlayan tüm gençlerimizin aklından mutlaka profesyonel birer yıldız olmak geçmektedir. Profesyonel sporcu olabilmek için birçok şartın bir araya gelmesi şarttır.

İyi bir sporcu olabilmek, branşa uygun fiziksel özelliklere sahip olmayı gerektirir, her branşın kendine özgü incelikleri vardır. İlgilenilen branşa sadece fiziksel olarak değil psikolojik olarak da uygun olmak önem taşımaktadır. Uygun sporcu adayının performansını sürdürebilmesi için beslenme ve dinlenme konularında bilimsel programlara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu şartların haricinde sporcu adayının yeteneklerinin de üst düzeyde olması gerekmektedir. Tüm bu özellikleri bünyesinde barındıran sporcu adayının ihtiyacına cevap verebilecek tesislerde, yeterli saatlerde ve ehil kişiler tarafından antrene edilmesi en önemli konudur.

Yukarıdaki koşulların bir araya getirilmesi ve profesyonel sporcular yetiştirilmesi başlıbaşına bir organizasyondur, oysa bizim en önemli misyonumuz sporu tabana yaymak ve spor kültürünü gençlerimize aşılamaktır. 4 – 7 yaş aralığındaki çocuklarımızı cimnastik branşına yönlendirerek kaslarının ve iskelet sisteminin gelişimi sağlamak gerekmektedir. Motor sistemi gelişen ve dengeli hareket etmeyi öğrenen bu genç vücutlar her spor branşında başarıya daha yakın olacaklardır.

8 – 12 yaş arası çocuklarımızı ilgi duydukları ve fiziksel özelliklerinin uygun olduğu cimnastik, yüzme, atletizm, voleybol, basketbol, hentbol, bisiklet, tenis, yelken gibi branşlara yönlendirebiliriz. 12 – 35 yaş aralığındaysa ilgi duyulan her türlü sporu bilinçli ve yetkin çalıştırıcılar gözetiminde yapmakta hiçbir sakınca yoktur.

35 yaş sonrasında insanlar genellikle gençlik yıllarında yaptıkları spor branşlarına devam etme gayreti göstermektedirler. Bu dönemlerde başlayan fiziksel performans azalmasına son derece dikkat edilerek yapılan sporun dozajı düşürülmelidir. Artık önemli olan sportif performansın geliştirilmesi değil vücut sağlığının korunmasıdır. Çok başarılı profesyonel sporculardan bazıları 40 yaş civarına kadar performanslarını sürdürebilmektedirler. Ancak bu yaşlardan sonra yapılacak en faydalı spor türü tempolu yürüyüşler ve vücut ağırlığı ile yapılan kültür fizik hareketleridir.

İnsan vücudunun spor yapmaya en elverişli olduğu saatler sabah 10 – 12 arası, akşam ise 17 – 19 arasıdır. Bu saatler dışında harcanan performans istenmeyen sakatlıklara neden olabilmektedir. Örneğin vücudumuzun dinlenme saati olan gece 23 den sonra bir halı saha futbol maçı oynamak her türlü riske açık olmak anlamına gelmektedir. İyi ısınmadan ve vücudu hazırlamadan yapılan spor her türlü kas ve iskelet sistemi sakatlığına yol açabileceği gibi kalp rahatsızlıklarının da ortaya çıkmasına sebep olabilmektedir. Sağlık için spor yaparken sağlığımızı gerçekten koruyabilmek için mutlaka uzmanların tavsiyelerine uymalıyız. Sağlık ve spor dolu günler dilerim.

22 Nisan 2011 Cuma

Bu maçın iki galibi var

2010 yılı Nisan ayında Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nın nazik davetiyle gerçekleştirmiş olduğumuz Veteran Futbol Takımları gösteri ve dostluk maçının rövanşında, tam bir yıl aradan sonra Mersinli dostlarımızı misafir etmenin mutluluğunu yaşadık.
Son derece samimi bir atmosferde geçen karşılaşma ve iki gün boyunca süren aktiviteler çok değerli dostluklar kurulmasına vesile oldu. Bir kez daha sporun birleştirici özelliğine tanıklık ettik. Çeşitli meslek gruplarından ticaret erbablarının, iki günlüğüne de olsa ticari kimliklerini geri plana itip birer sporcu gibi yer aldıkları aktiviteler birbirinden keyifli anlarla doluydu. Her ne kadar ticari kimlikler geri plana atıldı desek de, bir çok meclis üyesinin birbirleri ile iletişime geçip birlikte iş yapma ve hatta ortaklıklar kurma planlarının konuşulduğunu da belirmekte fayda var. Kazanmış olsak da, benim için maçın sonucu fazla bir önem arz etmiyor, esas amaç spor çatısı altında iki şehrimizin Meclis Üyelerinin ilişkilerini kuvvetlendirmekti... İki gün boyunca yapmış olduğum gözlemler sonucunda, bu amaca fazlasıyla ulaştığımızı rahatlıkla söyleyebilirim. Bu yüzden bence bu maçın iki galibi vardı...

Spor Kulübü Yönetimi olarak son derece önem verdiğimiz bu organizasyona misafir olarak bizleri onurlandıran Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sn. Serdal Kuyucuoğlu, Yönetim Kurrulu Üyeleri Sn. Ayhan Kızıltan, Sn. Uğur Kuzucu, Sn. Ufuk Maya, Sn. Kasım Tanrıöver, Sn. Hakan Sefa Çakır, Meclis Başkanı Sn. Faik Burakgazi, Meclis Başkan Yardımcısı Sn. İsmet Sökün başta olmak üzere tüm Mersinli dostlarımıza teşekkür ederiz.

Uzun yıllar sürecek iş ilişkileri ve dostlukların temellerinin atıldığı bu organizasyona katılarak Spor Kulübümüze destek veren Yönetim Kurulu Başkanımız Sn. Dr. Murat Yalçıntaş’a, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcımız Sn. Dursun Topçu’ya, Yönetim Kurulu Üyelerimiz Sn. Mehmet Develioğlu’na, Sn. İsrafil Kuralay’a ve Sn. Murat Sungurlu’ya da teşekkürü bir borç biliriz.

Organizasyonun başarıyla gerçekleşmesinde en önemli rolü üstlenen Başkanlık ve İdari Hizmetler Şubelerimizin yönetimlerini ve çalışanlarını da tebrik etmeyi unutmamamız gerekiyor.

Spor sektörünün şehrimiz ticareti açısından ne kadar önemli olduğunun bilincine her geçen gün daha ayrıntılı olarak hakim olan Meclis Üyelerimizin Spor Kulübümüze verdikleri destek her geçen gün artarak büyüyor.

Daha önceki yazılarımda kullandığım kelimeleri tekrarlayarak konuyu özetlemek istiyorum. Spor barıştır, spor sağlıktır, spor dostluktur, spor kardeşliktir...

22.04.2011'de yayımlanmıştır.

15 Nisan 2011 Cuma

Hannover'de Dostluk ve Spor

Bu yazımda spora farklı bir pencereden bakmanızı sağlamak istiyorum. Uzun zamandır kamuoyunu meşgul eden "Sporda Şiddet" yasası kısa bir süre önce resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi.
Eski bir atlet ve bir sporsever olarak, sporda şiddet kullanımını engellemek adına yapılan bu düzenlemeleri görmekten derin üzüntü duyuyorum. Aslında spor dostluğu ve dayanışmayı pekiştiren bir olgudur. Elbette otoritelerin sporda şiddeti engellemek için sert yaptırımlar uygulamaları gerekebilmektedir ancak esas olan olayların bu aşamaya gelmeden önlenebilmesidir. Olaylara karışan insanları cezalandırmaktansa, olayların çıkmasına engel olacak spor kültürü eğitiminin tüm sporseverlere aşılanması daha kalıcı bir çözümdür.

Hannover fuarında geçirdiğimiz üç gün benim için farklı bir deneyime sahne oldu. Yönetim Kurulumuzun da katılımıyla spor sayesinde elde edilen dostluk ve dayanışma olgularının en güzel örnekleri yaşandı. Nasıl mı oldu? Anlatayım...

Hannover fuarına katılacak olan Meclis Üyelerimiz ile havaalanında buluştuğumuz ilk andan itibaren, mesleki faaliyetlerimiz dışında, en sık tartışma konumuz hep spor oldu. Önce, konuşmalarımızın renklenmesi için birbirimize hangi takımları tuttuğumuzu sorarak sohbete başladık. Bu başlangıç sayesinde Mustafa Büyükdere'nin Trabzonsporlu, Mehmet Erhan Hoşanlı ve Mehmet Akif Özyurt'un Galatasaraylı, Burhan Silahlı kardeşimizin Beşiktaşlı, Levent Gani Yusufoğlu'nun ile Mustafa Kılıç'ın da Fenerbahçeli olduğunu öğrenmiş olduk. Ben de İTO Spor Kulübü’nün Başkanı ve Fenerbahçe Spor Kulübü’nün eski bir Yönetim Kurulu Üyesi olarak kulüplerimi elimden geldiğince iyi temsil etmeye çalıştım. Seyahatimiz boyunca sık sık o haftaki maç sonuçlarına bakarak değerlendirmeler yaptık, bol bol şakalaştık. Ciddi iş konuları arasında birbirimize yaklaşmamızı engelleyen sınırları spor sayesinde ortadan kaldırıp dostça konuşma fırsatını yakaladık.

Burada vurgulamak istediğim en önemli husus, Yönetim Kurulumuz hepimizi mesleğimizden dolayı seçip o fuara göndermesine rağmen bizi birbimize esas yakınlaştıran şeyin ticari kimliğimizden ziyade spor olmasıydı. Spor her zaman iletişime kapı açan, insanları birbirine yaklaştıran bir faktör olarak bizim gezimizin de daha renkli ve başarılı geçmesinde son derece etkili oldu.

Bu vesileyle, hem mesleki gelişimimiz, hem de Meclis Üyesi arkadaşlarımızla yakınlaşmamız açısından son derece yararlı bu geziyi bize sağlayan Yönetimimize, Odamız Personeline, bizi yalnız bırakmayan Başkan Yardımcımız Sn. Dursun Topçu'ya, Genel Sekreterimiz Sayın Dr. Cengiz Ersun ve Genel Sekreter Yardımcımız Sayın Selçuk Tayfun Ok'a şahsım ve arkadaşlarım adına içtenlikle teşekkür ederim.

8 Nisan 2011 Cuma

Halk ile sporun buluşması

Günümüzde birçok spor organizasyonu astronomik bütçelere sahip görsel şölenlere dönüşmüş bulunmaktadır. Her geçen gün eğlence sektörü formatına yaklaşan bu sportif organizasyonlarda izleyenler ile icra edenler arasındaki mesafe açılmaktadır.

Futbol müsabakalarında sporcular ile seyirciler arasına çekilen tel örgüler, salon sporlarında saha kenarına dizilen güvenlik güçleri her ne kadar zaruri olsa da, halk ile sporun kucaklaşmasını engellemektedir. Bir olguyu kendiniz denemedikçe benimsemeniz imkansızdır. Hatayında top oynamamış bir insanın spor ile ilgilenme ihtimali yok denecek kadar azdır. Bu yüzden spor sektörünün büyüyebilmesi için sporun halka götürülmesi ve halk ile sporun kucaklaşması sağlanmalıdır. Yaş aralığı ne olursa olsun mutlaka her insanın yapabileceği basit spor egzersizleri vardır.

10 – 16 Temmuz 2011 tarihlerinde İsviçre’nin Lozan kentinde düzenlenecek olan Gymnaestrada sporun halk ile buluşturulduğu mükemmel organizasyonlardan bir tanesidir. Dünya Cimnastik Federasyonu’nun branşı halka tanıtmak ve sevdirmek için düzenlediği bu cimnastik festivalinde birbirinden güzel halka açık gösteriler sunulmaktadır. Altmış yaş üstü bir halk oyunları grubundan, beş yaşındaki bir akrobatik cimnastikçiye kadar genişleyebilen katılımcı kitlesiyle, binlerce izleyicinin buluştuğu bu açık hava organizasyonu halka sporu sevdirebilmek için önemli bir fırsat sunmaktadır.

Spor sektörünü genişletmenin yolu her ne kademede olursa olsun daha çok insana spor yaptırmaktan geçmektedir. 2012 yılında Avrupa Spor Başkenti olma hakkını kazanmış bulunan şehrimizde daha fazla halka açık organizasyon gerçekleştirerek spor sektörünün gelişmesine katkıda bulunmak İstanbul Ticaret Odası Meclisinin en önemli ticari, sosyal ve kültürel sorumlulukları arasındadır. Bu bağlamda 2012 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile yapılabilecek bir işbirliği sayesinde Gymnaestrada’nın İstanbul’da organize edilebilmesi son derece önemli bir fırsattır.
En az 20.000 kişinin aktif izleyici olarak şehrimizi ziyaret etmesiyle gerçekleşecek olan Gymnaestrada, eşsiz gösterileri ve satış standları ile hem önemli ekonomik katkı sağlayacak, hem de halkımızın katılımıyla sporun tanıtımına faydlı olacaktır.

2010 Avrupa Spor Başkenti vesilesiyle başlatılacak bu organizasyon gelenekselleştirilerek şehrimizde ve hatta ülkemizin bir çok yerinde halkımıza sporu sevdirecektir.
Hepinize spor ve sağlık dolu günler dilerim.

08.04.2011'de yayımlanmıştır.
Görsel şuradan alınmıştır : http://fr.wikipedia.org/wiki/Fichier:Gymnaestrada_-_d%C3%A9monstration_de_grand_groupe.jpg

1 Nisan 2011 Cuma

Temel Spor Eğitimi ve Atletizm

Temel spor branşları arasında yer alan atletizmden yardım almadan yapılan tek bir spor dalı yoktur.
Yüzücüler, Formula 1 pilotları, basketbolcular, futbolcular, boksörler, masa tenisçileri ve aklınıza gelebilecek tüm spor branşlarında faaliyet gösteren sporcular vital kapasitelerini artırabilmek için atletizm antrenmanları yaparlar. Profesyonel sporcuların tamamı form tutabilmek için ölü sezonda yoğun atletizm çalışmaları yaparlar. Hareket ederek yapılan her şeyin temelinde cimnastik ve atletizm vardır.

Hepimiz bir çok spor müsabakası izleriz, bazı sporcu veya takımlar karşılaşmaların sonlarını çok iyi oynayarak sahadan galibiyetle ayrılırlar. Bir spor müsabakasının sonunu iyi oynayabilmek için oyuncunun beynine yeteri kadar oksijen gidiyor olması gerekir. Sporcu uzun performans periyodunun sonunda bile ayakta kalabilmek için çok formda olmalıdır. Form tutmak için güçlü olmak gerekir, fiziksel direnç düştükçe zihinsel performans da azalır. Kısaca analiz edecek olursak, yapılan spor dalı ne olursa olsun sezona atletizm antrenmanı yaparak hazırlanan, yeteri kadar güç depolayan ve form tutan sporcular diğerlerine oranla önemli bir avantaj elde etmektedirler.

Profesyonel olarak atletizm yapan dünya çapındaki sporcular insan bedeninin sınırlarını zorlayarak insan üstü performans sergilerler. Son derece açık ve hassas ölçümleme sistemleri ile değerlendirilen sonuçlar insan bedeninin gelişiminin kayıt altına alınmasına yardımcı olurlar.

Sporcu adaylarının fiziksel ölçümlerinin doğru yapılması ve bu ölçümlerden sonra branşlaşma sağlanması son derece önemlidir. Bir sporcunun fiziksel özellikleri performansına direkt olarak etki eder. Şimdi gözünüzde canlandırmaya çalışın yüzme yarışlarında hiç bir siyahi sporcu gördünüz mü? Başka bir örnek daha verelim 100 metre yarışı finallerinde beyaz bir atletin madalya aldığını hatırlıyor musunuz? Elbette bazı istisnalar olabilir ama doğal adale yapılarından dolayı beyaz ırkın daha dayanıklı, siyah ırkın ise daha hızlı olduğu tartışılmaz bir gerçektir.

Sadece adale yapısı değil, vücut ölçüleri de performansa etki eder. Uzun boylu bir sporcunun cimnastik branşında başarılı olması ne kadar zorsa, kısa boylu bir sporcunun da basketbol sahasında işi o kadar zordur.

Atletizm her yaşta herkesin kolayca belirli limitler dahilinde yapabileceği ve sağlıklı yaşam yolunda ciddi katkılar sağlabilen bir branştır. Yaşınız ne kadar ileri olursa olsun günde birkaç dakika yürümek yaşam kalitenizi artıracaktır.
Sağlık ve spor dolu günler dilerim.