27 Aralık 2012 Perşembe

Şerefle tamamlanması gereken en asil görev

Şerefle tamamlanması gereken en asil görev hayattır.
Bir lokma ekmek için şerefini çiğnetmeye,
Bir anlık eğlence için servetini tüketmeye
Bir zamanlık mevkii için el ayak öpmeye
Günlük menfaatler için onurunu terketmeye
Bir kısım insanlara kızıp tüm insanlara düşman olmaya
Değmez bu HAYAT.

FIG Kongresi Antalya Ekim 2004


FIG Kongresi kapanış yemeği, FIG Başkanı Prof. Bruno Grandi, As Başkanlar Nicolae Vieru, Slava Corn, Dr. Michel Leglise, Genel Sekreter Norbert Bueche, Cimnastik Federasyonu Yönetim Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Metin Sayın ve Ferruh Gök ile birlikte

FIG Kongresi Organizasyon Komitesi'nde görev alan arkadaşlarıma şükran plaketi verirken. Tekin Kölüksüz ile birlikte


FIG Kongresi sırasında görev yapan tercüman ve FIG personeline şükran plaketlerini verirken



FIG Kongresi Kapanış Yemeği konuşması, Yaşar Charlie Şalom ile birlikte

Türkiye Cimnastik Federasyonu Başkanlığı yaptığım dönemde 2 UEG ve 1 kez de FIG Kongresi düzenledik. 2004 yılında yapılan FIG Kongresi'ni başından itibaren 10 kişilik küçük bir grupla gerçekleştirdik. Canla başla çalışan ekibim herşeyi kusursuz bir şekilde organize etti ve yaklaşık 400 kişilik bir grubu ağırladık. Özlem Can Güngör, Prof.Dr Metin Sayın, Yrd. Doç. Dr. Özgür Mülazımoğlu Ballı, Yrd. Doç. Dr. Fatih Tank, Dr. Yeşim Bulca, Dilaver Abdiloğlu, Kahraman Türk, İhsan Soyalp, Prof. Dr. Seyhan Hasırcı ve Tekin Kölüksüz'e buradan bir kez daha teşekkür ediyorum.

Ülkemizin tanıtımında bu tip organizasyonlar büyük önem taşıyor. Federasyon Başkanlığı yaptığım yıllarda buna çok özen gösterdim. Şu anda FIG takviminde de yer alan Uluslararası Boğaziçi Artistik Cimnastik Turnuvası ve Uluslararası İzmir Ritmik Cimnastik Turnuvası her yıl farklı ülkelerden sporcu, antrenör ve idarecilerin geldiği, ülkemizi ve insanlarımızı daha yakından tanıma fırsatı bulduğu organizasyonlar oldu.

26 Aralık 2012 Çarşamba

Nadia Comaneci

Dünyaca ünlü cimnastikçi, tüm aletlerde 10 tam puan alma başarısını göstermiş tek Olimpiyat şampiyonu Nadia Comaneci, Romanya Cimnastik Federasyonu Başkanı Nicolae Vieru, FIG Başkanı Bruno Grandi ve diğer yetkililerle birlikte Romanya Cimnastik Federasyonu'nun 100.Kuruluş yıldönümü dolayısıyla Romanya Cumhurbaşkanı Ion Iliescu'nun Başkanlık Sarayı'nda verdiği kutlama resepsiyonunda. Nadia Comaneci ve Bruno Grandi'nin arasındaki Cumhurbaşkanı Iliescu.
Eylül 2006 Bükreş

25 Aralık 2012 Salı

İstanbul Ticaret Odası'ndan verilen plaket

Federasyon Başkanlığını bıraktıktan sonra İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu hoş bir jest yaparak bana "Türk Sporu'na hizmetlerimden dolayı" bir şükran plaketi hazırlamışlar. 13.Aralık.2012'de sözkonusu plaketi İTO Meclis Başkanı Sn. İbrahim Çağlar ve İTO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sn. Dursun Topçu'nun ellerinden aldım.

24 Aralık 2012 Pazartesi

Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi 25. Yıl Ödül Töreni

Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi'ne üyeliğimin 25. yılını doldurmam dolayısıyla dün akşam düzenlenen bir törende 25.yıl Rozetimi ve Plaketimi, TMOK İkinci Başkanı Sayın Hasan Arat'ın elinden aldım. Bir mensubu olmaktan her zaman büyük bir onur duyduğum, ülkemizin Milli Olimpiyat Komitesi'nin bu güzel jesti beni son derece mutlu etti.

23 Aralık 2012 Pazar

2012 Londra Olimpiyatları Katılım Sertifikası

Londra Olimpiyatları benim için bir dönüm noktası oldu. Göksu'nun Olimpiyatlarda yarışmaya hak kazanan ilk Türk Cimnastikçisi olmasına sevinmenin yanında kişisel olarak da önemli bir görevle onurlandırıldım. Olimpiyatlardaki tüm Cimnastik disiplinlerindeki Yarışma Aletlerinden sorumlu Başkan olarak görev yaptım. 19 gün boyunca bir Türk olarak böylesine önemli bir görevi yerine getirmenin hazzını ve gururunu yaşadım.


19 Aralık 2012 Çarşamba

Eberhart Geinger

Hayatımda tanıdığım müstesna insanlardan birisi. Sporu öyle tutkuyla severdi ki, Olimpiyatlardan döndüğü gün antrenmana devam etmesi hala akıllardadır.
Sporculuğunun yanında aktif bir siyasetçi olarak halen Alman Parlamentosu'nda milletvili olarak görev yapmaktadır.



Yukarıda gördüğünüz fotoğraf Beylerbeyi'nde çekilmiştir. Hakem seminerinde hocalık yapan Geinger ailesiyle birlikte geldiği İstanbul'da çok güzel bir zaman geçirmiştir.

18 Aralık 2012 Salı

FIG Marketing Komisyonu'ndaki Çalışma Arkadaşlarım

FIG Marketing Komisyonu Başkanlığı yaptığım dönemde komisyon üyesi olarak görev yapan sevgili çalışma arkadaşlarım Wolfgang Willam (ALM) ve Bob Colarossi (USA) ile Ekim 2012'de Cancun/Meksika'da yapılan son FIG Kongresi sırasında biraraya geldik ve ortaya bu hoş fotoğraf çıktı.

15 Aralık 2012 Cumartesi

Olimpiyatlara İlk Kez Katıldık

Türkiye 2012 Londra Olimpiyatları'nda Cimnastik branşında ilk kez temsil edildi. Milli Cimnastikçimiz Göksu Üçtaş ve antrenörü Mergül Güler ülkemiz adına bir ilki başardılar. Aynı şekilde Uluslararası hakemimiz Yrd. Doç. Dr. Özgür Mülazımoğlu Ballı da Olimpiyatlarda görev yapan ilk Türk Cimnastik hakemi oldu.

13 Aralık 2012 Perşembe

Kartal Spor Salonu : Türkiye Cimnastik Federasyonu'nun Can Damarı

Her fırsatta, her ortamda defalarca ifade ettiğim gibi her spor dalının temeli hiç şüphesiz cimnastik branşıdır.


Türkiye Cimnastik Federasyonu Başkanlığı ve İTO Meclis Başkan Vekilliği görevlerini yürütmekte olduğum dönemde Türk Sporuna kazandırılan en önemli değerlerden birisi de Kartal Spor Salonu’dur. İTO’nun desteği ile tadilatı gerçekleştirilen ve Türkiye Cimnastik Federasyonu kullanımına tahsis edilen Kartal Cimnastik Eğitim Merkezi geleceğin şampiyonlarını yetiştirmeye devam etmektedir. Yüzlerce gencin temel spor eğitimi alma şansı bulduğu bu spor salonu Türkiye Cimnastik Federasyonu’nun en önemli değeri ve gurur kaynağıdır.

Bu salonda eğitimlerine devam eden minik sporcular cimnastik branşını seçmeseler dahi devam edecekleri spor dalı için gereken temel eğitimi kusursuz olarak aldıklarından dolayı akranlarından çok daha başarılı olmaktadırlar. İlerleyen yıllarda hiçbir spor yapmamayı tercih edecek gençlerin de temel spor eğitimi almaları son derece önemlidir. Yarının büyükleri olan bugünün gençleri spor disiplini ve kültürünü alarak kişiliklerini çok daha iyi geliştirmektedirler. Gelecekte hobi olarak takip edecekleri spor organizasyonları ve spora yönlendirecekleri kendi çocukları ile spor sektörünün sadık destekçileri olarak spor ekonomisinin gelişimine değerli katkılar sağlayacaklardır.

Sizlerin de bildiği gibi spor federasyonlarının çoğu özerk olarak çalışmaktadır. Bir özerk federasyonun ayakta kalabilmesi için mutlaka kendi tesislerine sahip olması gerekmektedir. Kendi tesisi bulunmayan ve bu tesisleri gençlerin kullanımına açamayan federasyonlar ilerleyen günlerde ciddi altyapı sorunlarıyla karşı karşıya kalacaklardır.

Bizler kurduk ama bu tesisleri yaşatmak ve randımanlı kullanmak artık yeni nesillerin vazifesidir. Tesisleşme ve altyapı bir federasyonun temel taşlarıdır, geleceğine yatırım yapmayan, öz kaynaklarını gençlerin eğitimi için seferber etmeyen kulüp ve federasyonlar tavır ve tutumlarını bir kere daha gözden geçirmelidirler.

Her biri eser niteliği taşıyan spor tesislerinin korunması, çocuklarımızın küçük yaşlarda temel spor branşlarına yönlendirilmeleri ve spor sektörüne yatırımların devam etmesi umuduyla hepinize spor ve sağlık dolu günler diliyorum.

11 Aralık 2012 Salı

Konuk Yazar : İlhan Soyalp

Allah'ın adıyla,

Ömür Boyu Cimnastik

Kıymetli okurlar, neden böyle bir başlık derseniz yaş 65 ve bu yaşa gelene kadar yaşantımın kabaca bir özetini okuyacaksınız. Amacım hayat hikayemi anlatmaktan ziyade Türkiye'deki cimnastik sporunun akışı ve gelişimi ile ilgili bilgileri sunmaktır. Bunu da iki bölümde yapmak istiyorum : 1982 yılına kadar olan bölüm ve sonrası. Neden böyle diyecek olursanız 1982 senesi cimnastik için olduğu kadar benim için de bir dönüm noktası olmuştur.

1.Bölüm
1947 yılında Konya'da doğmuşum. Devlet memuru olan babamın yedi erkek çocuğunun altıncısıyım. Benden iki yaş büyük abimle birlikte 1959 yılında cimnastik çalışmalarına başladık. O yıllarda bir astsubay yetiştirme okulu vardı. Bu okuldaki beden eğitimi derslerine giren Üsteğmen Aydın Çakıl (ölmüşse Allah rahmet eylesin) bizim de hocalığımızı yapıyordu. 1957 yılında resmi kuruluş olan Cimnastik Federasyonu'ndan alınan birkaç aletle boş bulduğumuz salon ve yerlerde çalışmalarımızı yapıyorduk. Allah hocamızdan razı olsun. Spor ahlakı ile ilgili olarak ilk bilgileri ondan öğrendik, Federasyonca tertip edilen yarışmalara da gitmeye başlamıştık bu dönemde. Necmettin Erkan ile başlayan Federasyon Başkanlığı'na Emekli Tümgeneral Hüsamettin Güreli Paşa getirilmişti. 60'lı yılların sonlarına kadar görevi sürdürecekti. 1965 yılında organize edilen Türkiye Şampiyonası'nda Konya'lı sporcu Cengiz Barın ile birlikte iki kategoride birinciliği aldık. Yine o yıl Yılın Sporcusu seçilmiştim. Faal sporculuk dönemim 1969 yılında kadrolu antrenörlüğe başladığım zamana kadar devam etti. Konya'da cimnastik sporunun devam etmesi için il müdürümüz bana kadro vermişti. Aynı dönemde yüksek tahsilime de devam ediyordum.
Burada yeri gelmişken 1960'lı yıllarda performanı yüksek sporcu arkadaşlarımı da anmak isterim, bu arkadaşlarımın da çoğu aynı benim gibi sporculuk yaşamlarından sonra ya antrenör olarak ya da başka şekillerde hizmet vererek daima cimnastiğin gelişimine katkı sağlamışlardır. İsimlerini hatırlayamadıklarım varsa özür dilerim. Ankara'dan Erdoğan - Memduh Güven kardeşler, Kamil - Nail Özer kardeşler, Mehmet Demirarslan, Eftal Çağlar, Aykut Tunca ve hanımı, Sabahat - Engin - Aynur Bayraktar kardeşler, Nergis Koçdağ, Özden Tıkal, Tamay Esencan. İstanbul'dan Tunca İpek, Mete Çelebi, Zafer Özhabeş, Sami Mengütay, Gönül Songür, Feriha Gelen ve Vardar kardeşler, Çankırı'dan Ünal Gökşen, Ercüment Erkut. İzmir'den Ferruh Tasın, Hüseyin Heptepe, Mustafa (dilsiz). Konya'dan ben, Özgen Yüksel, Yunus Akdoğan, Adana'dan Atamer ve Cinkılıç hatırlayabildiklerim.
Nihat Yılbar hocamın başkanlığı dönemi fazla uzun sürmedi ancak cimnastiğe olan katkıları azımsanmayacak ölçüdeydi. Uluslararası yarışma ve hakemlik kurallarını Türkçeye çeviren, eşofmanlarını giyip antrenörlük yapabilen bir başkandı. 1970 yılında İzmir'de Uluslararası hakem kursu açıldı. Uluslararası hakem olduğum bu yıldan sonra her dört yılda bir açılan kurslara katılıp yapılan sınavları vererek hakemlik görevimi hala devam ettirmekteyim.
1971 yılında İzmir'de Akdeniz Oyunları yapılacaktı. Cimnastik açısından zor bir organizasyondu. Federasyon başkanlığına Deniz Kuvvetlerinden Oktay Yıldızpek getirilmişti. Oyunlara iyi durumda olan sporcularımız katılmayınca ben, Ferruh, Zafer Postacı, Mustafa (dilsiz) eski sporcular olarak kampa alındık. Ancak aksaklıklardan dolayı idari işlerde de görev aldık. Sportif açıdan değilse bile organizasyon başarı ile gerçekleştirilmişti.

Oyunlardan sonra yine bir asker olan Özkan Gülipek Federasyon Başkanlığı'na getirilmişti. Bu arada yüksek tahsilimi bitirip askerliğimi ifa ettikten sonra 1974 yılında tekrar Konya'ya döndüm ve antrenörlüğe başladım. Başkan Gülipek faali meçhul bir cinayete kurban gitmişti ve geçici olarak bu göreve atanan Fazıl Özak'tan Federasyon Başkanlığı görevini Ergün Şengül devralmıştı. Ergün bey spor tahsilini Almanya'da yapmış ve Gazi Eğitim'de öğretmenlik yapıyordu. Onun daveti ile 1976 yılında Federasyon Genel Sekreterliği kadrosuna atandım. Şengül'ün başkanlığı döneminde 50 takım yerli cimnastik malzemesi yaptırılarak salonu olan okullara dağıtıldığını hatırlıyorum.

Siyasi sebeplerle 1978 yılında Federasyon Başkanlığı'na Tahsin Albayrak getirildi. Tahsin bey aynı zamanda Eğitim Dairesi Başkanı idi. Kısa bir süre abi kardeş gibi çalıştık.1979 yılı içinde Gazi Eğitimden Adil Şahin görevlendirildi. İki ay sonra da eski cimnastik hakemlerinden Nihat Yılbar hocamız Federasyon Başkanlığı'na getirildi. Sevinmiştim ancak sevincim kısa sürdü çünkü ben de görevden alınmıştım.

1980 ihtilalinden sonra Federasyon Başkanlığına eski asker ve milli atlet olan Tahsin Albayrak yeniden getirildi. Ben de Genel Sekreterlik görevime geri döndüm. Bu dönemde Uluslararası Cimnastik Federasyonu bünyesinde yeralan Ritmik Cimnastik çalışmalarınu başlattık. Bu arada bir Avrupa Şampiyonası organize ettik. Kimsenin yönetimini almak istemediği Vücut Geliştirme branşını da bizim federasyona bağladılar.

Bir süre sonra Tahsin Albayrak ile anlaşamadığımız için ayrılarak Güreş Federasyonu Genel Sekreterliği görevine geçtim. Ancak istek üzerine 1976'dan beri sürdürdüğüm Merkez Hakem Komitesi Başkanlığı görevime devam ettiğim için cimnastik ile bağım hiç kopmadı. 2000 yılına kadar devam ettirdiğim bu görevimi bıraktıktan sonra da günümüze dek hakem olarak ve Teknik Komite üyesi olarak hizmet vermeye devam ettim.

2.Bölüm
Tahsin Albayrak federasyonunda As-Başkan olarak görev yapan Atilla Örsel 1982 yılında Başkanlık görevine getirilmişti. Yazımın başında 1982 yılını bir dönüm noktası olarak belirtmiştim çünkü Atilla bey 1982'de başladığı Başkanlık görevini 2012 yılına dek 31 yıl boyunca kesintisiz sürdürecekti. Bu durum Türkiye'de de dünyada da bir rekordur. Bu yıl aynı zamanda benim için de bir dönüm noktasıydı. Yüce Yaradanımızın buyruklarına uyan bir kul olarak yaşamımı sürdürmeye karar verdim.

Memuriyet hayatına 1978'de benim yanımda başlayan Erdoğan Çelebi Federasyonumuzun Genel Sekreteri olmuştu. Böylece Başkan ve Çelebi'nin 20 yıl boyunca birlikte uyum içinde çalışacakları dönem başlamış oldu.

Atilla Bey'in bu denli uzun süre Başkanlık yapmasının sırları ne idi?
Atilla Bey askeri okullarda eğitim görmüş, asker olmamasına rağmen o eğitimi, o disiplini hayatının her alanına yansıtan, eğitimli bir işadamı idi. Sigara, içki, kumar, gece hayatı vs kötü alışkanlıkları hiç yoktu. Kendisi bunlardan imtina ettiği gibi çevresindeki insanlara da bu konuda örnek olmaya çalışırdı. Maddi imkanları iyi olmasının yanında son derece de yardımsever bir insandı. Maddi sıkıntısı olan sporcu öğrencilerimize destek çıkar tahsil hayatları boyunca onları gözetimine alırdı. Sporcuların ahlak ve eğitimlerini ön planda tutardı. Namuslu ve dürüst bir insandı, kimseyi incitmemeye özen gösterir, espri yapmayı sever, kararları mutlaka etrafına danışarak alırdı.

1986 yılında Kulüpleşme talimatları hazırlandı, uluslararası madalyaya ulaşmanın yolları araştırıldı. 1990 yılında salonu ve oteli ile birlikte Bolu'da bir eğitim merkezi kuruldu. İyi sporcular tüm masrafları ve eğitimleri devlete ait olmak üzere orada toplanacaklardı. İki sene sonra aynı eğitim merkezi Konya'da açıldı. Daha sonra Edirne'de de Ritmik Cimnastik branşında hizmet verecek bir merkez kuruldu. Yabancı antrenörlerle çalışmalara hız verildi. 90'lı yıllarda Murat Canbaş ve Suat Çelen'le madalyalara ulaşılmaya başlandı. Uluslararası takvime giren Boğaziçi Turnuvası ile İzmir'de organize edilen Ritmik Cimnastik Turnuvası başlatıldı. Ankara Belediyesi'nin öncülüğünde  ASKİ Spor Kulübü ve salonu faaliyete geçirildi. Sporcularımızın daha başarılı olması için uluslararası hakem, antrenör ve idareci desteğine de ihtiyaç vardı. Bu amaçla kollar sıvandı ve Seyhan Hasırcı, Metin Sayın, Eftal Çağlar, Şevket Durgunsu vs gibi başarılı hakemler yetişti. Bu dönemde Atilla Bey de önce Avrupa Cimnastik Federasyonu'nda daha sonra da Uluslararası Cimnastik Federasyonunda seçimleri kazanarak yönetime geldi. Seyhan Hasırcı ve Metin Sayın da Avrupa Cimnastik Birliği'nde görev aldılar. Başkan Örsel 2004'te ülkemizde yapılan FIG Kongresi'nde ezici bir çoğunluk ile FIG Yönetim Kurulu'na seçildi. 2008'de Finlandiya'da yapılan seçimlerde de yine en çok oyu alarak FIG Yönetim Kurulu üyeliğini devam ettirdi.

Ben ise 1986 yılında makam ve mevkileri bırakarak antrenör kadrosu ile Konya'ya geri döndüm ve 1998 yılında da emekliye ayrılarak antrenörlüğe fahri olarak devam ettim.

Yıl 2012 aylardan Kasım yeni bir dönüm noktası daha. Federasyon Başkanlığı'nı bırakacağını söyleyen Atilla Bey'in görevini devralmak için eski sporcularımızdan Turgut Çopuroğlu ve Suat Çelen seçimlere girdiler. Seçimi Suat Çelen kazandı. Suat Çelen Bolu'da açılan Cimnastik Eğitim merkezimizin ilk sporcularından. 20 yıla yakın faal sporculuk yapmış olan Suat zirveye ulaşmış elit bir cimnastikçi. Üç yıl önce teşkilat tarafından Cimnastiğe daha fazla hizmet edebilmesi için Bolu Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'ne atandı. Türk Cimnastiğinde yeni bir dönem başlıyor.  Yeni başkanımıza Cenab-ı Haktan başarılar diliyor ve tüm cimnastik ailesine selam ve saygılarımı sunuyorum.

2004 FIG Kongresi Antalya / Organizasyon Komitesi

İstanbul 2020'ye hazır mı?

2012 Londra Yaz Olimpiyat Oyunları’nı 20 gün boyunca yerinde izleme fırsatı buldum. Çok büyük beklentilerle gittiğimiz Londra’dan çeşitli başarı ve başarısızlıklarla döndük.

1500 metre bayanlar finalinde altın madalya alan Aslı Çakır Alptekin ve gümüş madalya alan Gamze Bulut göğsümüzü kabarttılar. Rakiplerini domine ederek ilk iki sırayı alan kadın atletlerimizin kazandığı bu madalyaların manevi değeri benim açımdan diğerlerinden farklıydı. Ülkemize bir altın, bir de gümüş madalya kazandıran Tekvando branşı ise beklenen başarıları elde eden tek branşımız oldu. Tek bronzla yurda dönen güreşçilerimizden beklentimiz çok daha büyüktü. Basketbol kadın takımımız yarı finali, voleybol kadın takımımız ise çeyrek finali kıl payı kaçırdılar.

Sportif başarı tartışmalarını bir kenara bırakarak odaklanmamız gereken en önemli konunun organizasyon olduğunu düşünmekteyim. 7 Eylül 2013 tarihinde hangi şehre verileceği belirlenecek olan 2020 Yaz Olimpiyatları oyunlarının en güçlü adayı İstanbul’un hızlı bir hazırlığa acilen ihtiyacı olduğunu düşünmekteyim.

Olimpiyatlara hazırlık denince ilk akla gelen şey spor tesisleridir, spor tesislerimizin zamanında ve yeterli düzeyde oyunlara hazır olacağı kanaatindeyim ancak organizasyonun diğer detayları konusunda ciddi endişeler taşımaktayım. Binlerce sporcu, görevli ve seyircinin hareket halinde olacağı İstanbul yollarının yetersiz kalacağı yadsınamaz bir gerçek. Londra’nın en kalabalık caddelerinde bile en az bir şerit Olimpik araçlara ayırılmıştı. Olimpik misafirlere büyük saygı gösteren Londra sürücüleri bu şeritleri ihlal etmeyerek sporcu ve görevlilerin gidecekleri yerlere zamanında ulaşmalarına yardımcı olmaya çalıştılar. Bütün şehri kapsayan metro, tren ve otobüs ağı ulaşımın aksamadan gerçekleşmesine yardımcı oldu. 4.000 binek araç ve binlerce otobüs hiç durmadan çalıştı. İstanbul’da gereken tedbirler acilen alınmaya başlamazsa 2020’de yarışmalarına geç kalan sporcu haberlerini duyarsanız hiç şaşırmayın.

Daha önce de Londra’yı defalarca ziyaret etme fırsatı yakalamıştım. Dünyanın en organize şehirlerinden birisi olmasına karşın halkın soğuk ve bireysel davranışları hep dikkatimi çekmişti, ancak bu kez beni Londra’da büyük bir sürpriz bekliyordu… Boynumdaki akreditasyon kartını gören herkes bana selam verip, hatırımı sorup, yardımcı olmak için elinden gelen her şeyi yaptı. Yanlış anlamayın gönüllüler veya çalışanlardan bahsetmiyorum, sokaktaki sade vatandaş bile bir şeye ihtiyacım olup olmadığını soruyordu. Araçları kullanan şoförlerden birisi olimpik misafirlere nasıl davranmaları gerektiği konusunda uzun eğitimler aldıklarından bahsetti.

Halkın yolunu bulmasını kolaylaştırmak için binlerce görevli yol göstericilik yapıyor, polis, asker ve diğer tüm organizasyon çalışanları güler yüzle misafirlerine yardım eli uzatıyorlardı.

Kısaca tüm İngiliz halkı Londra’da yekvücut olmuş dünyanın dört bir yanından gelen misafirlerini ağırlıyordu ve olimpiyat ruhunu yaşamayı içlerine sindirmeyi başarmışlardı. Umarım biz de aynı ruhu 2020’de hissetmeye hazır olur ve kusursuz bir organizasyona imza atarız.

XI. Akdeniz Oyunları 1991 Atina

28.Haziran - 12.Temmuz.1991 Atina / Yunanistan
Cimnastik Milli Takımı
 
 

7 Aralık 2012 Cuma

Konuk Yazar : Özgür Mülazımoğlu Ballı

Yrd. Doç.Dr. Özgür Mülazıoğlu Ballı'nın Cimnastik Federasyonu 3.Olağan Genel Kurulu'nda yapmak için hazırladığı konuşma :

Sayın Başkanım,
Sayın Yönetim Kurulu Üyeleri, Sayın Komite Üyeleri, Sayın Cimnastik Camiasının Değerli Üyeleri;

Bu konuşmayı yapma şansının bana verilmiş olması benim için büyük bir onurdur.
Cimnastik sporuyla tanıştığımda 7 yaşındaydım, sene 1982. Kıymetli ailem spora çok önem verdiği için beni salona getirdi ve hocam Hayri bey ile tanıştık. Bu vesileyle Rahmetli Hayri Hocam’ı sevgi, saygı ve özlemle anıyorum.

Tam 30 sene önceydi, Sayın başkanım Atilla Örsel federasyon asbaşkanıydı.1984 yılında federasyon başkanı oldu.

Bu salonda bulunan herkes, Cimnastik sporunun ne kadar meşakkatli olduğunu biliyorsunuz. Bunu sizlere anlatacak değilim. Sporcusundan, antrenörüne, hakeminden, velisine ve yöneticisine kadar herkes pek çok fedakârlık yapar, bu spora katkıda bulunabilmek için. Kamplar, antrenmanlar, yarışmalar, turnuvalarve o bitmeyen magnezyum tozu.

İlkokul 1. Sınıfta çocuk bir cimnastikçiydim, şimdi 37 yaşındayım, öğretim üyesiyim, federasyonda komitelerde görevlerim var, uluslararası 2. Bröveye sahip bir hakemim. 30 senelik cimnastik geçmişimde cimnastik tarihinde ilk defa olimpiyatlarda hakem olarak ülkem adına görev yapma şansına sahip olmuş, cimnastiği hayatımın merkezine koymuş birisiyim. Bu ilk olimpiyat tecrübesini yaşarken cimnastiğin yönetim kademesinden Sayın başkanım Atilla Örsel’in de orada görevli olması, aynı zamanda sporcumuz Göksu Üçtaş ve antrenörümüz Mergül Güler ile, cimnastiğin her kademesinden temsilcimizin bulunmasıayrı bir gururdu.

Tam 30  yıldır cimnastik hayatımın tamamında Sayın Başkanım Atilla Örsel’in katkısı ve payı büyüktür ve taktir edersiniz ki kendisine teşekkür etmek, kolay ve basit değildir.
55 senelik Cimnastik federasyonunun 30 yılına damgasını vurmuş,  özel hayatından, sağlığından ödünler vererek bugüne kadar görevini başarıyla sürdürmüş bir idealisttir. Aynı zamanda 1993 yılından bugüne kadar tam 19 yıldır Avrupa ve dünya federasyonlarının yönetim kurulu üyeliği ve as başkanlığı olmak üzere, ilaveten çeşitli komisyonlarda üstlendiği görevleri başarı ile yürütmüş değerli bir Cimnastik sevdalısıdır.

Sayın başkanım, Atilla Örsel bizlere hedeflerimizin sadece Türkiye değil, yurt dışı ve Uluslararası alanda başarılı olmamız gerektiğini göstermiş ve devamlı telkin etmiştir. Cimnastik camiasının hak ettiği başarıyı yakalamaya yakınlaştığı günlerde başkanımın aktif başkanlık hayatını sonlandırıyor olmasına, ömrümü onun yönetimi altında geçirdiğim zamanların adına; çocukluğum, gençliğim ve hayatımın bu dönemi adına üzülüyor ve şükranlarımı sunuyorum.

Yıpranmadan, taviz vermeden, haksızlık yapmadan, her bir sporcuyu evladı gibi görerek, onu severek, burs vererek, üniversiteye gitmesini teşvik ederek, sporculuğundan itibaren camiadan kopmamış herkese öğrenciliğinde, günlük hayatında, kariyer planlamasında yardımını esirgemeyen Başkanıma, kendi adıma ve tüm arkadaşlarım adına minnettarlığımı ve teşekkürlerimi sunuyorum.

Sayın Başkanım,
Cimnastik camiası var olduğu müddetçe iyi anılacak bir isimle başkanlık görevinizi bırakıyorsunuz. Dünya çapında daha farklıyöneticilik görevleriyle bize yol göstereceğinize eminim. Biz sporcularınız, antrenörleriniz, hakemleriniz ve çalışma arkadaşlarınız olarak emeğinizi ve sizi asla unutmayacağız.

Size bir telefonunuz kadar yakın olduğumuzu sizin de unutmayacağınızı düşünerek yeniden teşekkür eder, geri kalan yaşantınızda mutluluklar diler, saygılarımı sunarım.

20 Kasım 2012 Salı

UEG'den Mektup

Türkiye Cimnastik Federasyonu Başkanlığı görevimi bırakmam dolayısıyla Avrupa Cimnastik Birliği (UEG) Başkanı Georges Guelzec tarafından gönderilmiş olan mektup :

Sayın Atilla ÖRSEL
Türkiye Cimnastik Federasyonu Başkanlığı'na yeniden aday olmadığınızı ve Sayın Suat Çelen'in Başkan olarak seçildiğini öğrendik.

Federasyon Başkanlığı yaptığınız süre boyunca 1989-2005 yılları arasında UEG Yönetim Kurulu ve 2005-2012 yılları arasında da FIG Yönetim Kurulu Üyesi olarak tüm yaşamınızı cimnastiğie adadınız.

Türk, Avrupa ve Dünya cimnastiğinin gelişimi için göstermiş olduğunuz bu çabalar için size tüm kalbimizle teşekkür eder ve UEG'nin faaliyetlerinden birinde yeniden sizi görmeyi dileriz.

Saygılarımızla

Federasyon Başkanlığı Veda

31 yıl gibi kolay kolay kimseye nasip olmayacak kadar uzun bir süre yaptığım Cimnastik Federasyonu Başkanlığı görevimi 8.Kasım.2012 tarihinde kendi isteğimle bıraktım. Mensubu olmaktan her zaman onur duyduğum Cimnastik ailesine bundan sonra Onursal Başkan olarak destek olmaya devam edeceğim.


Cimnastik Federasyonu Başkan Yardımcımız Sn. Tolga Akgün, Yönetim Kurulu adına hazırlanmış Şükran Plaketi'ni takdim ederken.
8.Kasım.2012 Ankara

15 Kasım 2012 Perşembe

Ioannis Melissanidis

Yunanlı milli cimnastikçi ve Olimpiyat Şampiyonu Ioannis Melissanidis ile çok özel bir bağımız vardı. Türk Cimnastiğinin gelecek vaadeden ancak çok genç yaşta bir trafik kazasında kaybettiğimiz Murat Canbaş ile yaşıt olan ve birçok uluslararası yarışmada rakip olarak mücadele eden Melissanidis, Murat'ın vefatından sonra katıldığı ilk Avrupa Şampiyonası'nda aldığı Altın Madalya'yı, "eğer hayatta olsaydı bu madalyayı Murat alırdı" diyerek Bolu'ya getirip Murat'ın ailesine vermişti. O günden itibaren aramızdaki dostluk ve sevgi bağı hiç kopmadı.
Federasyon Başkanlığı görevimi bıraktığımı öğrenen İoannis 13.Kasım.2012 tarihinde beni ofisimde ziyaret ederek beni bir kez daha mutlu etmiştir.




Melissanidis'in altın madalyasını Murat'ın ailesine hediye ettiği dönemde Hürriyet Gazetesi'nde Celal Demirbilek imzası ile çıkan yazı

28 Eylül 2012 Cuma

Atilla Gökçe'nin yazısı

Değerli Spor yazarı Atilla Gökçe ile dostluğumuz çok uzun yıllara dayanıyor. Cimnastik Federasyonu Başkanlığı yaptığım sürecin yakın şahitlerinden birisidir. Benim ve çalışma arkadaşlarımın neler yaşadığımızı, yürüdüğümüz yolda karşılaştığımız güçlükleri, çektiğimiz sıkıntıları olduğu kadar başarılarımızı, sevinçlerimizi de yakından takip etmiş ve her zaman yanımızda olmuştur. Zaman zaman kendi köşesinde de bize yer vermiş, branşımız ile ilgili bilgileri kamuoyu ile paylaşmıştır.

Cimnastik Federasyonu Başkanlığı görevini bırakacağımı açıkladıktan sonra 26.Eylül.2012 tarihinde Milliyet Gazetesi'ndeki köşesinde yayınladığı yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum.