11 Aralık 2012 Salı

İstanbul 2020'ye hazır mı?

2012 Londra Yaz Olimpiyat Oyunları’nı 20 gün boyunca yerinde izleme fırsatı buldum. Çok büyük beklentilerle gittiğimiz Londra’dan çeşitli başarı ve başarısızlıklarla döndük.

1500 metre bayanlar finalinde altın madalya alan Aslı Çakır Alptekin ve gümüş madalya alan Gamze Bulut göğsümüzü kabarttılar. Rakiplerini domine ederek ilk iki sırayı alan kadın atletlerimizin kazandığı bu madalyaların manevi değeri benim açımdan diğerlerinden farklıydı. Ülkemize bir altın, bir de gümüş madalya kazandıran Tekvando branşı ise beklenen başarıları elde eden tek branşımız oldu. Tek bronzla yurda dönen güreşçilerimizden beklentimiz çok daha büyüktü. Basketbol kadın takımımız yarı finali, voleybol kadın takımımız ise çeyrek finali kıl payı kaçırdılar.

Sportif başarı tartışmalarını bir kenara bırakarak odaklanmamız gereken en önemli konunun organizasyon olduğunu düşünmekteyim. 7 Eylül 2013 tarihinde hangi şehre verileceği belirlenecek olan 2020 Yaz Olimpiyatları oyunlarının en güçlü adayı İstanbul’un hızlı bir hazırlığa acilen ihtiyacı olduğunu düşünmekteyim.

Olimpiyatlara hazırlık denince ilk akla gelen şey spor tesisleridir, spor tesislerimizin zamanında ve yeterli düzeyde oyunlara hazır olacağı kanaatindeyim ancak organizasyonun diğer detayları konusunda ciddi endişeler taşımaktayım. Binlerce sporcu, görevli ve seyircinin hareket halinde olacağı İstanbul yollarının yetersiz kalacağı yadsınamaz bir gerçek. Londra’nın en kalabalık caddelerinde bile en az bir şerit Olimpik araçlara ayırılmıştı. Olimpik misafirlere büyük saygı gösteren Londra sürücüleri bu şeritleri ihlal etmeyerek sporcu ve görevlilerin gidecekleri yerlere zamanında ulaşmalarına yardımcı olmaya çalıştılar. Bütün şehri kapsayan metro, tren ve otobüs ağı ulaşımın aksamadan gerçekleşmesine yardımcı oldu. 4.000 binek araç ve binlerce otobüs hiç durmadan çalıştı. İstanbul’da gereken tedbirler acilen alınmaya başlamazsa 2020’de yarışmalarına geç kalan sporcu haberlerini duyarsanız hiç şaşırmayın.

Daha önce de Londra’yı defalarca ziyaret etme fırsatı yakalamıştım. Dünyanın en organize şehirlerinden birisi olmasına karşın halkın soğuk ve bireysel davranışları hep dikkatimi çekmişti, ancak bu kez beni Londra’da büyük bir sürpriz bekliyordu… Boynumdaki akreditasyon kartını gören herkes bana selam verip, hatırımı sorup, yardımcı olmak için elinden gelen her şeyi yaptı. Yanlış anlamayın gönüllüler veya çalışanlardan bahsetmiyorum, sokaktaki sade vatandaş bile bir şeye ihtiyacım olup olmadığını soruyordu. Araçları kullanan şoförlerden birisi olimpik misafirlere nasıl davranmaları gerektiği konusunda uzun eğitimler aldıklarından bahsetti.

Halkın yolunu bulmasını kolaylaştırmak için binlerce görevli yol göstericilik yapıyor, polis, asker ve diğer tüm organizasyon çalışanları güler yüzle misafirlerine yardım eli uzatıyorlardı.

Kısaca tüm İngiliz halkı Londra’da yekvücut olmuş dünyanın dört bir yanından gelen misafirlerini ağırlıyordu ve olimpiyat ruhunu yaşamayı içlerine sindirmeyi başarmışlardı. Umarım biz de aynı ruhu 2020’de hissetmeye hazır olur ve kusursuz bir organizasyona imza atarız.