11 Aralık 2012 Salı

Konuk Yazar : İlhan Soyalp

Allah'ın adıyla,

Ömür Boyu Cimnastik

Kıymetli okurlar, neden böyle bir başlık derseniz yaş 65 ve bu yaşa gelene kadar yaşantımın kabaca bir özetini okuyacaksınız. Amacım hayat hikayemi anlatmaktan ziyade Türkiye'deki cimnastik sporunun akışı ve gelişimi ile ilgili bilgileri sunmaktır. Bunu da iki bölümde yapmak istiyorum : 1982 yılına kadar olan bölüm ve sonrası. Neden böyle diyecek olursanız 1982 senesi cimnastik için olduğu kadar benim için de bir dönüm noktası olmuştur.

1.Bölüm
1947 yılında Konya'da doğmuşum. Devlet memuru olan babamın yedi erkek çocuğunun altıncısıyım. Benden iki yaş büyük abimle birlikte 1959 yılında cimnastik çalışmalarına başladık. O yıllarda bir astsubay yetiştirme okulu vardı. Bu okuldaki beden eğitimi derslerine giren Üsteğmen Aydın Çakıl (ölmüşse Allah rahmet eylesin) bizim de hocalığımızı yapıyordu. 1957 yılında resmi kuruluş olan Cimnastik Federasyonu'ndan alınan birkaç aletle boş bulduğumuz salon ve yerlerde çalışmalarımızı yapıyorduk. Allah hocamızdan razı olsun. Spor ahlakı ile ilgili olarak ilk bilgileri ondan öğrendik, Federasyonca tertip edilen yarışmalara da gitmeye başlamıştık bu dönemde. Necmettin Erkan ile başlayan Federasyon Başkanlığı'na Emekli Tümgeneral Hüsamettin Güreli Paşa getirilmişti. 60'lı yılların sonlarına kadar görevi sürdürecekti. 1965 yılında organize edilen Türkiye Şampiyonası'nda Konya'lı sporcu Cengiz Barın ile birlikte iki kategoride birinciliği aldık. Yine o yıl Yılın Sporcusu seçilmiştim. Faal sporculuk dönemim 1969 yılında kadrolu antrenörlüğe başladığım zamana kadar devam etti. Konya'da cimnastik sporunun devam etmesi için il müdürümüz bana kadro vermişti. Aynı dönemde yüksek tahsilime de devam ediyordum.
Burada yeri gelmişken 1960'lı yıllarda performanı yüksek sporcu arkadaşlarımı da anmak isterim, bu arkadaşlarımın da çoğu aynı benim gibi sporculuk yaşamlarından sonra ya antrenör olarak ya da başka şekillerde hizmet vererek daima cimnastiğin gelişimine katkı sağlamışlardır. İsimlerini hatırlayamadıklarım varsa özür dilerim. Ankara'dan Erdoğan - Memduh Güven kardeşler, Kamil - Nail Özer kardeşler, Mehmet Demirarslan, Eftal Çağlar, Aykut Tunca ve hanımı, Sabahat - Engin - Aynur Bayraktar kardeşler, Nergis Koçdağ, Özden Tıkal, Tamay Esencan. İstanbul'dan Tunca İpek, Mete Çelebi, Zafer Özhabeş, Sami Mengütay, Gönül Songür, Feriha Gelen ve Vardar kardeşler, Çankırı'dan Ünal Gökşen, Ercüment Erkut. İzmir'den Ferruh Tasın, Hüseyin Heptepe, Mustafa (dilsiz). Konya'dan ben, Özgen Yüksel, Yunus Akdoğan, Adana'dan Atamer ve Cinkılıç hatırlayabildiklerim.
Nihat Yılbar hocamın başkanlığı dönemi fazla uzun sürmedi ancak cimnastiğe olan katkıları azımsanmayacak ölçüdeydi. Uluslararası yarışma ve hakemlik kurallarını Türkçeye çeviren, eşofmanlarını giyip antrenörlük yapabilen bir başkandı. 1970 yılında İzmir'de Uluslararası hakem kursu açıldı. Uluslararası hakem olduğum bu yıldan sonra her dört yılda bir açılan kurslara katılıp yapılan sınavları vererek hakemlik görevimi hala devam ettirmekteyim.
1971 yılında İzmir'de Akdeniz Oyunları yapılacaktı. Cimnastik açısından zor bir organizasyondu. Federasyon başkanlığına Deniz Kuvvetlerinden Oktay Yıldızpek getirilmişti. Oyunlara iyi durumda olan sporcularımız katılmayınca ben, Ferruh, Zafer Postacı, Mustafa (dilsiz) eski sporcular olarak kampa alındık. Ancak aksaklıklardan dolayı idari işlerde de görev aldık. Sportif açıdan değilse bile organizasyon başarı ile gerçekleştirilmişti.

Oyunlardan sonra yine bir asker olan Özkan Gülipek Federasyon Başkanlığı'na getirilmişti. Bu arada yüksek tahsilimi bitirip askerliğimi ifa ettikten sonra 1974 yılında tekrar Konya'ya döndüm ve antrenörlüğe başladım. Başkan Gülipek faali meçhul bir cinayete kurban gitmişti ve geçici olarak bu göreve atanan Fazıl Özak'tan Federasyon Başkanlığı görevini Ergün Şengül devralmıştı. Ergün bey spor tahsilini Almanya'da yapmış ve Gazi Eğitim'de öğretmenlik yapıyordu. Onun daveti ile 1976 yılında Federasyon Genel Sekreterliği kadrosuna atandım. Şengül'ün başkanlığı döneminde 50 takım yerli cimnastik malzemesi yaptırılarak salonu olan okullara dağıtıldığını hatırlıyorum.

Siyasi sebeplerle 1978 yılında Federasyon Başkanlığı'na Tahsin Albayrak getirildi. Tahsin bey aynı zamanda Eğitim Dairesi Başkanı idi. Kısa bir süre abi kardeş gibi çalıştık.1979 yılı içinde Gazi Eğitimden Adil Şahin görevlendirildi. İki ay sonra da eski cimnastik hakemlerinden Nihat Yılbar hocamız Federasyon Başkanlığı'na getirildi. Sevinmiştim ancak sevincim kısa sürdü çünkü ben de görevden alınmıştım.

1980 ihtilalinden sonra Federasyon Başkanlığına eski asker ve milli atlet olan Tahsin Albayrak yeniden getirildi. Ben de Genel Sekreterlik görevime geri döndüm. Bu dönemde Uluslararası Cimnastik Federasyonu bünyesinde yeralan Ritmik Cimnastik çalışmalarınu başlattık. Bu arada bir Avrupa Şampiyonası organize ettik. Kimsenin yönetimini almak istemediği Vücut Geliştirme branşını da bizim federasyona bağladılar.

Bir süre sonra Tahsin Albayrak ile anlaşamadığımız için ayrılarak Güreş Federasyonu Genel Sekreterliği görevine geçtim. Ancak istek üzerine 1976'dan beri sürdürdüğüm Merkez Hakem Komitesi Başkanlığı görevime devam ettiğim için cimnastik ile bağım hiç kopmadı. 2000 yılına kadar devam ettirdiğim bu görevimi bıraktıktan sonra da günümüze dek hakem olarak ve Teknik Komite üyesi olarak hizmet vermeye devam ettim.

2.Bölüm
Tahsin Albayrak federasyonunda As-Başkan olarak görev yapan Atilla Örsel 1982 yılında Başkanlık görevine getirilmişti. Yazımın başında 1982 yılını bir dönüm noktası olarak belirtmiştim çünkü Atilla bey 1982'de başladığı Başkanlık görevini 2012 yılına dek 31 yıl boyunca kesintisiz sürdürecekti. Bu durum Türkiye'de de dünyada da bir rekordur. Bu yıl aynı zamanda benim için de bir dönüm noktasıydı. Yüce Yaradanımızın buyruklarına uyan bir kul olarak yaşamımı sürdürmeye karar verdim.

Memuriyet hayatına 1978'de benim yanımda başlayan Erdoğan Çelebi Federasyonumuzun Genel Sekreteri olmuştu. Böylece Başkan ve Çelebi'nin 20 yıl boyunca birlikte uyum içinde çalışacakları dönem başlamış oldu.

Atilla Bey'in bu denli uzun süre Başkanlık yapmasının sırları ne idi?
Atilla Bey askeri okullarda eğitim görmüş, asker olmamasına rağmen o eğitimi, o disiplini hayatının her alanına yansıtan, eğitimli bir işadamı idi. Sigara, içki, kumar, gece hayatı vs kötü alışkanlıkları hiç yoktu. Kendisi bunlardan imtina ettiği gibi çevresindeki insanlara da bu konuda örnek olmaya çalışırdı. Maddi imkanları iyi olmasının yanında son derece de yardımsever bir insandı. Maddi sıkıntısı olan sporcu öğrencilerimize destek çıkar tahsil hayatları boyunca onları gözetimine alırdı. Sporcuların ahlak ve eğitimlerini ön planda tutardı. Namuslu ve dürüst bir insandı, kimseyi incitmemeye özen gösterir, espri yapmayı sever, kararları mutlaka etrafına danışarak alırdı.

1986 yılında Kulüpleşme talimatları hazırlandı, uluslararası madalyaya ulaşmanın yolları araştırıldı. 1990 yılında salonu ve oteli ile birlikte Bolu'da bir eğitim merkezi kuruldu. İyi sporcular tüm masrafları ve eğitimleri devlete ait olmak üzere orada toplanacaklardı. İki sene sonra aynı eğitim merkezi Konya'da açıldı. Daha sonra Edirne'de de Ritmik Cimnastik branşında hizmet verecek bir merkez kuruldu. Yabancı antrenörlerle çalışmalara hız verildi. 90'lı yıllarda Murat Canbaş ve Suat Çelen'le madalyalara ulaşılmaya başlandı. Uluslararası takvime giren Boğaziçi Turnuvası ile İzmir'de organize edilen Ritmik Cimnastik Turnuvası başlatıldı. Ankara Belediyesi'nin öncülüğünde  ASKİ Spor Kulübü ve salonu faaliyete geçirildi. Sporcularımızın daha başarılı olması için uluslararası hakem, antrenör ve idareci desteğine de ihtiyaç vardı. Bu amaçla kollar sıvandı ve Seyhan Hasırcı, Metin Sayın, Eftal Çağlar, Şevket Durgunsu vs gibi başarılı hakemler yetişti. Bu dönemde Atilla Bey de önce Avrupa Cimnastik Federasyonu'nda daha sonra da Uluslararası Cimnastik Federasyonunda seçimleri kazanarak yönetime geldi. Seyhan Hasırcı ve Metin Sayın da Avrupa Cimnastik Birliği'nde görev aldılar. Başkan Örsel 2004'te ülkemizde yapılan FIG Kongresi'nde ezici bir çoğunluk ile FIG Yönetim Kurulu'na seçildi. 2008'de Finlandiya'da yapılan seçimlerde de yine en çok oyu alarak FIG Yönetim Kurulu üyeliğini devam ettirdi.

Ben ise 1986 yılında makam ve mevkileri bırakarak antrenör kadrosu ile Konya'ya geri döndüm ve 1998 yılında da emekliye ayrılarak antrenörlüğe fahri olarak devam ettim.

Yıl 2012 aylardan Kasım yeni bir dönüm noktası daha. Federasyon Başkanlığı'nı bırakacağını söyleyen Atilla Bey'in görevini devralmak için eski sporcularımızdan Turgut Çopuroğlu ve Suat Çelen seçimlere girdiler. Seçimi Suat Çelen kazandı. Suat Çelen Bolu'da açılan Cimnastik Eğitim merkezimizin ilk sporcularından. 20 yıla yakın faal sporculuk yapmış olan Suat zirveye ulaşmış elit bir cimnastikçi. Üç yıl önce teşkilat tarafından Cimnastiğe daha fazla hizmet edebilmesi için Bolu Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'ne atandı. Türk Cimnastiğinde yeni bir dönem başlıyor.  Yeni başkanımıza Cenab-ı Haktan başarılar diliyor ve tüm cimnastik ailesine selam ve saygılarımı sunuyorum.

2004 FIG Kongresi Antalya / Organizasyon Komitesi