9 Ocak 2013 Çarşamba

Hayat Hikayem : 1

1939 senesinin Ramazan Bayramı'nın ilk günü sabahı Kütahya'da doğmuşum.  Ufak yaştan itibaren musikiye, spora hevesim vardı, bunların ardından da okumak geliyordu. İlkokula Afyon Cumhuriyet ilkokulunda başladım. Birinci ve ikinci sınıfları yaşlı, uysal, iyi bir öğretmen ile tamamladım. İlkokul üçüncü sınıfa geçtiğimde ise babamın tayin emri ile Gaziantep'in kazası olan Nizip'e gittik.  Üçüncü ve dördüncü sınıfı Nizip'te Lütfiye Kışlalı öğretmen ile okudum. Lütfiye öğretmenimin oğlu Ahmet Taner Kışlalı da bizim sınıftaydı.  Sonraları ülkemizin yetiştirdiği çok değerli bir aydın ve hoca olan Ahmet Taner Kışlalı'yı maalesef 1999 yılındaki hain bir suikastta kaybettik.

Dördüncü sınıfı okuduktan sonra babamın emekliye ayrılması dolayısıyla bundan sonra orada yaşamak istediği için Bursa'ya taşındık.  Babamın Bursa'ya gitmek istemesinin sebebi bundan sonra yegane eğlenip avunabileceği yerin orası olmasıydı. Bursa'ya geldiğimizde henüz oturacak bir evimiz yoktu. Ancak babamın 35 yıllık memuriyet hayatında alın teriyle biriktirmiş olduğu birkaç kuruşumuz vardı. Çok geçmeden Bursa'nın en güzel en şirin muhitlerinden biri olan Akbıyık'ta iki tane ev satın aldık.  Bunların biri büyük diğeri ise daha küçüktü. Babam ilk önce evi onarıp tam bir mesken, mesut bir aile yuvası yapmak için uğraştı. Bu emeğine kısa sürede ulaştı ve ev içinde oturulacak bir hale geldi. İşin bundan sonrasını evin ikinci amir-i mutlak'ı olan annem devraldı ve o da kısa sürede evimizi dayayıp döşedi. Artık herşeyimiz tamam olmuş ve ebeveynimizin tek düşüncesi bizler kalmıştık. Beni ve kardeşimi okutup iyi, efendi insanlar olarak yetiştirmek istiyorlardı.

Bursa'ya geldiğimiz sene beşinci sınıfı okumam için babam beni yakınımızda bulunan Mithatpaşa ilkokuluna yazdırdı. Burada öğretmenimiz Nehir isminde iyi bir hanımefendiydi. Beşinci sınıfı da onunla tamamladım ve "pekiyi" derece ile mezun oldum. Artık hayattan az çok haberdardım, iyi ile kötüyü ayırtedebiliyordum.  Şimdi artık yepyeni bir okula gidecek, türlü türlü hocalarla karşılaşacaktım.  Mekteplerin açılmasına az bir müddet kalmıştı ki babam beni setbaşında bulunan ortaokula kaydettirdi. Okul açıldı ve ben de sevinerek yeni okuluma gittim, derslerim çok iyi gidiyor, ben de hocalarımın takdirini kazanıyordum. Ancak babam okul uzak diye beni oradan aldı ve yakınımızdaki lisenin orta kısmına kaydettirdi. Burası daha güzeldi çünkü çok eğlenceliydi. Kafadar arkadaşlar vardı bol bol top oynuyorduk. Tabii ki bu böyle devam ederse iş haytalığa varacak ve muhakkak surette sınıfta kalacaktım.  Sonuçta korktuğum başıma geldi ve o sene sınıfta kaldım. Artık annemle babamın yüzüne bakamazdım ve 2-3 gece de eve gitmedim. Ancak olan olmuştu.
O sene sınıfta kalmış olmama rağmen yine okula gittim. Bu sefer Tophane'de yeni açılmış bulunan Osmangazi ortaokuluna sevkettiler. Dersler başladı ve beni de sınıf mümessili yaptılar ama ben eski haylalığıma devam ediyordum. Tabii ki o sene de sınıfta kaldım.
Ondan sonra artık okuyamayacak ve dükkanın birisine girip çıraklık yapacaktım. Ancak ben artık o işi yapacak durumda da değildim çünkü yaşım 14 olmuştu.  Azçok nefsime hakim, gururuma sahiptim. Böyle boş durup hazır ekmek yiyecek bir yapım yoktu. Hemen kendime uygun bir iş aramaya başladım. Çok geçmeden bir manifaturacı dükkanında iş buldum ve çalışmaya başladım. Aradan çok geçmemişti ki adamın oğlu askerden döndü ve babasına yardım etmeye başladı. Dükkanda bana lüzum kalmamıştı. Yeniden boşa çıkmış ve iş aramaya başlamıştım. Bir gün daha evden çıkmadan arkadaşım Erdoğan gelerek Gökmener Ecza deposunda iş olduğunu söyledi. Ben de sevinerek depoya gittim, yetkililerle konuştum ve işe alındım. İşe hemen o gün başladım. 5-6 kutu ilacı boşaltıp yerlerine yerleştirdim. Ancak bu iş bana biraz garip geliyordu, adlarını hiç duymadığım ilaçları görüyordum.

Ne yazık ki buranın işi çok ağırdı. Bütün gün Bursa'nın bir ucundan öbür ucuna ilaç taşıyıp duruyordum. İş beni ezmeye başlamıştı. Bunu babama söyledim o da sağolsun hemen işten ayrılmamı söyledi ve o hafta işten ayrıldım. Bu başımdan geçen şeyler hayatın ne kadar zor ve müşkül olduğunu en küçük ayrıntısına kadar öğrenmemi sağladı. Yine bir müddet boş gezdikten sonra bu sefer yine Bursa Ecza deposuna girdim. Burada benimle birlikte arkadaşım Özkan da çalışıyordu. Buranın işi bir önceki yere göre hem daha kolaydı hem de buradakilerin muameleleri çok daha insancıldı. Günler geçiyor, haftalar birbirin kovalıyordu. Artık kıştan çıkmış ilkbaharın güzelliğine kavuşmuştuk. Arkadaşım Özkan bir gün gelerek bana işten ayrılacağını söyledi ve sonra da ayrıldı. Ben yalnız kalmıştım. Özkan'dan sonra depoya bir gözü pek görmeyen ve okuma yazması da olmayan Erdoğan isminde bir arkadaşı aldılar. Erdoğanın işlere pek faydası olmuyor sadece getir götüre yarıyordu. Ben ise bir kat daha terfi etmiş ve yarı kalfa durumuna gelmiştim. Günlerim neşe ve huzur içinde geçiyordu ancak bu durum uzun sürmedi. Günlerden bir pazartesi günü depoyu açtığımızda patronumuz Mehmet Akbay'ın yerine kardeşi Mustafa Akbay'ın İstanbul'dan geldiğini gördük.  Onun gelmesi herkesin neşesini bozmuştu. Çünkü huysuz, kendini beğenmiş bir adamdı. Bilir bilmez her işe karışır, yürüyen işi bozardı.
Aradan 10 gün geçmemişti ki depodan ayrılmalar başladı. İlk önce kalfamız Ahmet abi ayrıldı. Onun ardından Veli abi ayrıldı ve depoda huzursuzluk iyice artmaya başladı. Ben de biran evvel işten ayrılma fikrindeydim ancak ayrılınca ne yapacaktım. Bir akşam evde yatarken aklıma yeniden okumak sevdası düştü. Ama nasıl? Daha önce okuldan belge almıştım. Yeniden okula yazılmam mümkün değil gibiydi. Ancak belki bunun bir yolu vardır diye ertesi sabah erkenden maarif müdürlüğüne gittim. Meğer benim durumumda olan insanlar için yapılan bir sınav varmış o sınavı başarı ile geçenlere yeniden ilkokul diploması verilip eski uzaklaştırma belgesi iptal ediliyor ve isterlerse yeniden ortaokula başlıyorlarmış. Orada karşılaştığım bir beyefendi bana yardım etti ve bir dilekçe hazırlayıp sınava başvurdum. Şansıma sınav bir hafta sonra yapılacaktı. O bir hafta bana geçmek bilmedi. Nihayet sınav günü geldi çattı. Benimle birlikte 17 kişi vardı. Saat 9,30 sıralarında imtihan başladı ve ben sınava 6. olarak girdim ve muvaffak oldum. Aradan 15 gün geçtikten sonra diplomamı aldım. Şimdi artık bir okula yerleşmem kalmıştı.