12 Şubat 2013 Salı

Ömür Boyu Yoldaşım : Hastalıklar 3

Bratislava’dan döndükten sonra sevgili ağabeyim Kardiolog Dr. Atila Şamilgil’le konuştum. Bratislava’daki hastanede karşılaştığım acil servis doktorunun söylediklerini anlattım.

Atila ağabey biraz düşündükten sonra “ablasyon” dedikleri bu tedaviyi kayda değer buldu. Bu konuda bir adım atmaya ve araştırmaya başladık.

Önce kendisi çeşitli kontroller, kan tahlilleri ve elektrolar çekerek kapsamlı bir sağlık raporu hazırladı.

Bu raporu önce, eşimin Almanya’da yaşayan dayısı Dr. Ayhan Azizoğlu’na yolladık. Kendisinde bu konuda bize yardımcı olabilecek bir araştırma yapmasını rica ettik.

Kısa zaman sonra Ayhan ağabey bize kendisinin de bir dönem birlikte çalıştığı İsrailli bir kardiologla temasa geçtiğini ve benim raporlarımı ona yolladığını bildirdi. Bu doktor o dönemde İsrail’de benim rahatsızlığımla ilgili çalışmalar yapan bir hastanede çalışıyormuş. Sözkonusu doktor Ayhan ağabeye bana yardımcı olabileceğini söylemiş.

Zaman içerisinde İngiltere’den de dostlarımız araştırmalarımıza yardım ettiler ve çeşitli bilgiler verdiler.

Edindiğimiz bütün bilgileri Atila ağabeye iletiyor ve onun görüşlerini alıyorduk. Atila ağabeyin temel olarak üzerinde durduğu konu bu doktor ve kurumların sözkonusu operasyonu ne zamandır yaptıkları, elde ettikleri başarılı sonuçların yüzdesi idi.

Günler birbirini takip ediyor, bizim araştırmalarımız da devam ediyor ancak bir türlü içimize sinen sonucu alamıyorduk. 1996 yılının sonlarına gelmiştik. Bir gün Atila ağabey sevinçle beni aradı. Benim rahatsızlığımı ABD St.Louis Üniversitesi’nde Kardiolog olarak görev yapan kızı Melda ile konuşmuş olduğunu ve ondan da bu konuda araştırma yapmasını istediğini ve nihayet Melda’dan olumlu bir geri dönüş aldığını söyledi.

Bir yıl önce ve 1996 yılı boyunca birçok hasta üzerinde ablasyon uygulaması yapıldığını ve % 98 gibi çok yüksek bir başarı elde edildiğini öğrenmiş Melda.

Bu ablasyon operasyonu için hastanenin Kardiyoloji kürsüsünde 6 kişilik ayrı bir doktor ekibi oluşturulmuş. Ekibin başında ise babası da İtalya’da çok ünlü bir Kardiolog olan Dr. Antonelli isimli bir bayan hekim varmış.

Biz hemen benim dosyamı toparladık ve Melda’ya yolladık. Melda Dr. Antonelli’ye dosyamı iletmiş ve doktorun incelemesi sonucunda kaçağın (kalpteki elektrik kesintisinin) arka tarafta olduğunun, biraz zor ve uğraştırıcı olmakla birlikte operasyonun yapılabileceğinin ve başarılı sonuç alabileceklerinin müjdesini vermiş.

Bu haber beni, ailemi ve canım dostum Atila ağabeyi çok mutlu etti. Bundan sonra yapılacak şey süreci bir an evvel başlatmak ve operasyonu yaptırmaktı.

İlk iş gerekli yazışmaları yaptık, operasyon için randevu talebinde bulunduk, isteklerimizi belirttik. Tabii ki benimkine benzer sıkıntıları olan çok sayıda hasta olduğundan randevu için biraz beklememiz gerekti. Bir müddet sonra St. Louis Üniversite Hastanesi’nin hasta kabul merkezinden 1997 yılı Haziran ayı için randevu verilebileceği bilgisi geldi.

Melda’nın yardımları ile hemen gerekli kayıt işlemlerine başladık ve randevunun kesinleşmesini sağladık.

Bu seyahat için benimle beraber gelecek bir can yoldaşına ihtiyacım vardı. Her ne kadar o tarihlerde New York’ta yaşayan kızım Sedef ve damadım Yiğit bana destek olacaklarsa da İstanbul’dan itibaren yolculukta benimle birlikte olacak bir yakınım yanımda olmalıydı.

Normalde bu konuda hiçbir soru işaretine mahal vermeyecek şekilde Sermin ile giderdim. Ancak o dönemde kayınpederim Yahya bey çok ağır hasta idi ve Sermin’in onu yalnız bırakma şansı yoktu. İyi ki de Sermin benimle gelmemiş. Çünkü benim Amerika’da tedavi olduğum dönemde Yahya bey vefat etti, karım da babasının son anlarında onu yalnız bırakmamış oldu.

Hemen aklıma can dostum Tolga (Akgün) geldi. Askeri ortaokuldan beri beraber olduğum, yediğim içtiğim ayrı gitmeyen arkadaşım Tolga ile çok şükür ki hala ilk günkü gibi devam eden bir dostluğumuz var. Ankara’da yaşayan Tolga’yı arayıp konuyu kendisine ilettim ve benimle gelip gelemeyeceğini sordum. Kendisi bunun lafı bile olmayacağını ne zaman ne istersem benim yanımda olduğunu söyledi. Sevildiğini, yalnız olmadığını bilmek kadar insanı mutlu eden, moral veren hiçbir şey yok.

Neticede bir ameliyata, hem de yabancı bir ülkede yapılacak bir ameliyata gidiyorsunuz. Önce çok uzun bir uçak yolculuğu, bilmediğiniz bir ülke, başka bir dil, değişik bir kültür.

Tolga benim en yakın arkadaşım olmasının yanında, seyahat konularında da çok deneyimliydi, eski bir dışişleri görevlisi olarak zaman zaman ABD’de görev yapmıştı.  Ayrıca bir dönem THY Yönetim Kurulu üyesi olarak da görev yaptığı için uçuşlarımızda da özel ilgi gördük.

Bu arada şunu da belirtmek isterim. O dönemde Ablasyon operasyonu Türkiye’de de yapılmaya başlamıştı. Ancak henüz çok yeniydi ve deneme yanılma yöntemi ile ilerliyordu işler. Ancak 2000’li yıllardan itibaren büyük bir gelişme oldu. Hemen hemen her hastanenin kardiyoloji servisinde ilgili bir birim var ve son derece başarılı neticeler alınıyor.

Nihayet yolculuk zamanı geldi. Tolga ile birlikte önce New York’a uçtuk. Kızım Sedef ve damadım Yiğit’in yanında birkaç gün kalıp onlarla zaman geçirdik. Daha sonra Sedef’i de yanımıza alarak St. Louis’e uçtuk.

St.Louis’de bizi Melda (Şamilgil) havaalanında karşıladı. Bizi kendi evine götürdü, biraz sohbet istirahat ve daha sonra da bizi alıp daha önceden yer ayırtmış olduğu güzel bir otele götürdü.

Ertesi sabah erkenden Melda gelip bizi aldı ve hastaneye götürdü. O gün akşama kadar hastanede kaldım. Kan tahlilleri, muayeneler, elektrolar ve çeşitli tetkikler yapıldı. Ayrıca biz gittiğimizde, henüz Norveç’ten gelmiş özel bir tetkik aleti denenmeye başlamıştı. Bir kez damardan girilip bütün sonuçları alabilen, hastayı çok fazla zorlamayan bu aleti Norveçli teknisyen benim üzerimde de kullandı ve doktorların istedikleri sonuçları kısa sürede elde etti.

Bu vesileyle şöyle de bir bilgi öğrendik. Dünyada yeni sağlık cihazı geliştiren ülkeler bu cihazları A.B.D’ne kiralıyorlar ve eşdeğeri eski cihazı da ucuz bir fiyata satın alıp ihtiyacı olan başka ülkelere kiralıyorlarmış.

O gün sağolsun sevgili Melda kardeşim de bizimle beraber kaldı, bizi hiç yalnız bırakmadı, süreci takip ederek bizi bilgilendirdi. Akşamüstü bütün tetkikler ve raporların eklenmiş olduğu büyük bir dosyayı alıp “ablasyon” ekibinin Başkanı Dr. Antonelli’yi gördük. Dr. Antonelli hem dosyayı inceledi hem de beni detaylı bir muayene etti ve “yarın operasyonu yapabiliriz” dedi. Şu an itibariyle kullandığın bütün ilaçları bırak ve operasyondan sonra da hiçbir taşikardi ilacına ihtiyacın olmayacak dedi.

Bu moralle hastaneden çıktık ve otelimize gittik. O akşam ben, Tolga, Sedef, Melda ve eşi hep birlikte güzel bir yemek yedik. Akşam dönüşte odamda kendi kendime ertesi günü ve hayatımda yapacağı olumlu değişikliği düşündüm.

Sabah saat 7’de kalktık hastaneye gitmek üzere hazırlandık. Biraz sonra Melda ve Sedef geldiler, hep beraber hastaneye gittik. Hastanede ameliyat yapılacak bölüme geçtiğimde Dr. Antonelli beni karşıladı ve operasyonu yürüteceği ekiple tanıştırdı. Hepsi de 40 yaşından genç, sevimli, dinamik ve son derece güven veren güzel insanlardı.  Dr. Antonelli sağolsun Melda’nın da bu operasyon sırasında yanımda kalmasına müsaade etti.

Üstünde hastayı bağlamak için kullanılan bir sürü kayışın olduğu ameliyat masasına yattım. Bir doktorun damarıma iğne yaptığını hissettim sonrasını hatırlamıyorum.

Bu operasyon toplam 8 saat kadar sürmüş. Dr. Antonelli'nin raporlarımı ilk incelediğinde de söylediği gibi sorunlu damar arka tarafta olduğu için onları çok oyalamış ve zorlamış. Bu arada sağ kolumu bağladıkları kayış çırpınışlarımla kopmuş yeniden bağlamışlar.

İşlem bittikten sonra ayılmam için beni aldıkları odada gözümü açtığımda karşımda ilk olarak kızımı, Tolga’yı ve Melda’yı gördüm.

Melda bana, “gözünüz aydın Atilla ağabey, operasyon çok başarılı geçti artık taşikardi ile hiçbir ilgin kalmadı” dedi. Bu operasyonun başarılı olup olmadığının tetkiki için ameliyat sonrasında hastaya özel bir yöntemle taşikardi yaptırıyorlarmış ancak çok şükür ki bende hiçbir tepkime olmamış.

Bu güzel haberi aldıktan sonra ilk yaptığım şey, Bodrum yöresine ait, benim de çok sevdiğim Çökertme türküsünü söylemek oldu. Ben ne zaman neşelensem, mutlu olsam bu şarkıyı söylerim çünkü.

1951 yılından beri hayatımda olan, can yoldaşım Taşikardi ile 1997 senesinin Haziran ayında ayrıldık.

O gece hastanede kaldım. Melda da sağolsun başucumda oturdu beni bırakmadı.

Ertesi sabah Dr. Antonelli viziteye geldi, son kontrollerimi yaptı ve herşeyin yolunda olduğunu söyleyerek beni taburcu etti.

Yürüyerek girdiğim hastaneden yine yürüyerek ve de şifamı bulmuş olarak çıkabilmek beni son derece mutlu etti. Bu operasyondaki tek fiziksel hasar kateterleri taktıkları bölgelerdeki şişliklerdi ve onlar bile 1 ay içinde kaybolup gittiler.

Bunu bana öneren başta Slovakya’daki doktora, canım ağabeyim, dostum, yol göstericim rahmetli Dr. Atila Şamilgil’e, beni kendi babasından ayırmayan sevgili Dr. Melda Şamilgil’e, hayat boyu dostum, yoldaşım Sevgili Tolga Akgün’e ve biricik kızım Sedef ile onun sevgili eşi, damadım, oğlum Yiğit’e, ve hayatıma girdiği ilk andan itibaren en büyük destekçim, her zaman yanımda olan beni sonsuz sevgisi ve desteği ile sarmalayan biricik eşim Sermin'e sonsuz teşekkürler. En zor günlerimde bana verdikleri desteği hayat boyu hatırlayacağım.

Çökertme türküsü için tıklayınız. 

Görsel buradan alınmıştır.